REKLAM ALANI 1

KAS HASTALARININ KORONAVİRÜS’LE MÜCADELESİ

Bağışıklık sistemleri zayıf, risk grubunu oluşturan kimselerin başında gelir kas hastaları. Maazallah soğuk algınlığı, grip ve benzeri enfeksiyonlara maruz kaldıklarında, hayati tehlikeleri görmekle beraber ölümcül sonuçları da üzerlerinde taşırlar. Onun için bu konuyu oldukça önemsiyor, bu gibi neticelerle yüzleşmemek adına, derneğimin var oluşunun gereği nazarından pek çok çalışma içerisine girerek, çeken bilir yaklaşımından ailelere tavsiye niteliğindeki şu notlarımı düşüyorum. Burada ailelere hitap ediyorum çünkü Kas Hastalarının çeşitleri, bireylerde görülme farklılıkları bir hayli olsa da genel itibariyle bakışımda hasta birey bağımsız ihtiyacını karşılayamaz, yaşam boyu refakatçi veya aile desteğine muhtaçtır.
Bu açıdan hastaların hayat kalitelerinin desteklenmesinde ve arttırılmasında birincil vazife, hastanın mevcut durumunun korunmasıyla dışarıdan gelebilecek viral hastalıklara karşı önlemler almaktır. Hasta bireyin bağışıklık ve sindirimi desteklenmeli, yorulmayacak şekilde hareketsiz bırakılmamalıdır.
Hasta kişi kadar en az refakatçisi de kendi sağlığına dikkat etmeli, bağışıklığını korumalı, gıdasız ve proteinsiz kalmamalıdır. Sizde nasıl durumlar bilmiyorum ama bizde şöyle, hastayı kontrol eden, aileyi kontrolüne alır. Dolayısıyla diğer aile bireyleri ona ister istemez uyum sağlar. Burada erk/anaç olan kişinin en az sağlığı kadar diğer etkileşimde bulunulan aile bireyleri de kendi sağlıklarını muhafaza etmeli, dışarıdan, yaşanılan ortama kesinlikle enfeksiyon getirilmemelidir. Velev ki şifayı kapan, kapmayanla etkileşimini koparmalı ve iyileşene kadar izole olmalı, aileden kimseyle yakınlık kurmamalıdır.
Bu doğrultuda Sağlık Bakanlığı’nın 14 Kuralına uyulması, kas hastalığıyla mücadele edenler için tercih meselesi değil, zorunluluktur. Bu kuralları tekrar burada açmak istemiyorum ancak bizleri ilgilendiren bazı kısımlarına ek ilavelerle değineceğim. Bunlardan birkaçı; uyku düzeni ve dengeli beslenme, psikolojik motivasyon ve ruh sağlığının korunması, hasta bireyin gündelik yaşamıyla sosyal hayatının karantina sürecinden etkilenmemesi için çeşitli uğraş ve becerilerin edinilmesi, hayal gücünün geliştirilmesi adına yapılan faaliyetler, ev ortamının ona uygun ve elverişli hale getirilerek kısmi yahut tamamen izolasyonunun sağlanmasına ilişkin görüşlerimdir, belirtiyorum. 
Hastanın dış dünya ile bağlantısı tamamen koparılmamalı, gün ışığı D vitamini ihtiyacını, balkon, cam veya tamamen korunaklı şekilde kapı önüne çıkarak almalıdır. Sosyalleşme ihtiyacını ise dijital uydu ve haberleşme kanallarından gidermelidir.
Yorulmayan insan uyuyamaz, uyumayan insansa bağışıklığını koruyamaz, hastalıklara açık hale gelir. Bu süreçte naçizane bendeniz ebeveynlere, hastalarını mümkün olduğunca meşguliyetlerini, kitapla, iletişimle, çay fasılları ve (evde) etkinliklerle değerlendirmelerini öneriyorum.
#TatildeğilEvdeeğitim sağduyusundan hareketle, okul hayatını sürdüren hastalar kesinlikle derslerinden geri bırakılmamalı, zaten eğlenceli olduğunu düşündüğüm bu eğitim sistemi, ebeveyn ve kardeşler katılımı/denetimi sayesinde daha da eğlenceli hale çevrilmelidir. Ki karantina sürecinden bahsetmekteyim, işte ben süreçte iş yükü paylaşımı ve rollerin ara ara değişiminden yanayım. “Uçlarda yaşıyorum, uçlarda… Gözümün aldığından derin, kalemimin ucundan keskin, herkese ve her şeye daha yakın ama bir o kadar uzak, zifiri kuyularda, bakışları alan aydınlıklarda, burçlarda yaşıyorum…” Şeklinde nitelendirdiğim hayatımın, buna en yakın şahidi ve inanıyorum bundan daha fazlasını gören, hisseden anacığımın, belki senin babacığının iş yükü ve taşıdıkları sorumluluk külfeti ağırlığının farkındayım. Temennim odur ki hane içindeki diğer aile bireyleri bu yükü mümkün mertebe paylaşıp hafifletsin, hasta birey koruyucusuna daha az naz etsin. 
Hastalar doktor kontrolünde aldığı ilaçları aksatmamalı, sosyal medyada mesnetsiz koronavirüs’e iyi geldiği iddia edilen ilaçları kullanmamalıdır. Onlarla ilgilenen aile yakınları sıklıkla kıyafet değiştirmeli, günlük temizlik ev/el hijyenine dikkat ederek çamaşırları istenen değer/program/sıcaklıkta yıkamalıdır.
Ben bu süreçte aynı çatal, bıçak, kaşık ve bardağın kullanımını da doğru bulmuyorum. Yemek masasında tabaklar ayrılmalıdır. Yukarıda egzersizin önemine uyku düzeni ve sindirim açısından değinmiştim, yinelemekte yükümlülüğüm adına fayda görüyor, kesinlikle hasta, yatakta, sandalyesinde veya koltukta yorulmayacak şekilde hareket ettirilmeli diyorum.
Günlük su ve sıvı tüketimi de önemli bir husus. Hasta kaliteli su içmelidir; ya filtreli musluktan yahut doğal kaynak suyu tüketmelidir, yanılmıyorsam mevcut kilosu bakımında kilo başına 30ml/gram kadar günlük su tüketiminde bulunmalıdır.
Kas hastalarının ve/benzeri et & balık tüketimine ihtiyaç duyan hastaların, et ve balığa erişimleri ucuz, dahi makul yollardan sağlanmalıdır. Doktorların belirlediği ölçülerde hasta birey günlük haftalık aralıklarla bu ihtiyaçlarını karşılamalıdır. “Et girmeyen eve dert girer.” Söylemiyle ben bir de muhterem Karatay hocamızın önerdiği, Kelle Paça çorbasını tavsiye etmekteyim kardeşlerime…
Yukarıda saydıklarım, #çekenbilir tarz-ı yaklaşımdan sadetle, evvel de belirttiğim üzere tavsiye notlarımdan ibaret ve yalnız şahsımı bağlamaktadır. Sürecin sağlıcakla sonlandırılması adına elimizden gelen çabayı birlikte vermeli, moral ve motivasyonumuzu düşürmemeli, yalnız uzmanların sözlerine kulak kabartıp bir müddet daha evlerimizden çıkmamalıyız. 
Ve son olarak #Birliktebaşaracağız ve #Devletimizinyanındayız sözleriyle yazımı toparlar, herkese esenlikler dilerim.
/ Can Ahmet Vural
30.03.2020.1

 


PAYLAŞ
REKLAM ALANI 11